CEZİRETÜL ARAB’A YOLCULUK - 5


10 Mayıs 2012 Perşembe 21:26
         Kureyş müşrikleri peygamberimizin baskılarla, zulüm ve tahakkümlerle kendilerine boyun eğmeyeceğini anlamışlardı. Bu sebeple yeni planlar tertiplediler. İftiralar tasarladılar. Nazarlarda resulüekremi küçültmek, ulvi davasının insanlarca duyulmasına engel olmaktı. Bu maksatla hürmet ettikleri Velid bin Muğire etrafında toplandılar. Şirkin babası sayılan Velid şöyle seslendi : ‘Ey kureyşliler! İşte hac mevsimi gelip çattı.  Arap kabileleri yurdumuza akın edecekler, Muhammed in meselesi hakkında sorular soracaklar.  Bir fikir etrafında birleşelim, aramızda ihtilafa düşmeyelim. Bu kurnazca teklifi kureyşliler beğendi, ve velidi dinlemek istediler. Velid önce onların görüşlerini öğrenmek istedi. Müşrikler, ‘kahindir deriz’ dediler. Velid: ‘ o kahin değildir. Onun okuduğu şeyler kahin düzmeleri cinsinden değildir. Kahin doğru da söyler yalan da. Ama biz Muhammedin hiçbir yalanını görmedik.’ Dedi.
      Müşrikler ‘o halde mecnundur diyelim’ dediler. Velid : o mecnun da değildir. Onun hali bir delininkine asla benzemiyor.’ O zaman müşrikler şair olduğunu söylemek istediler, velid bu görüşü de doğru bulmadı. Müşrikler sihirbaz deriz, dediler.  Velid: ‘ biz hem sihirbazları, hem de yaptıkları sihirleri görmüşüzdür. Onun okudukları ne sihirbazların okuyup üfledikleridir, ne de düğümleyip bağladıklarıdır’ dedi. Müşrikler  o zaman bu teklifi velid e yüklediler. Velid: ‘ vallahi , onun sözlerinde apayrı, bambaşka bir tatlılık vardır. Onun okuduğu sözden tatlı söz olamaz. O bir nurdur. Onun yle bir tatlılığı vardır ki, sanki kökü çok verimli toprakta, suyu bol bahçelerde yükselen, dalları ise etrafa uzanan gür meyveli bir hurma ağacıdır o.’ Müşrikler bu ifadelerden korktular. Öyle ki velidin dininden döndüğünü zannettiler. Oysa o kararını şöyle açıkladı: ‘ sizin, asılsız ve yalan olduğu  kısa zamanda anlaşılacak olan bu dedikleriniz içinde yine akla en yakın olanı ona sihirbaz demenizdir. Çünkü onun sözleri, evlatla babanın, karı ile kocanın, kardeşle kardeşin, kavim ve kabilesiyle şahsın arasını açıyor.’ Velidin bu görüşü ile efendimizi halktan uzak tutmaya çalışacaklardır. Yüce Allah indirdiği ayetlerle velid bin muğirenin planından bahsediyor, ‘KAHROLASI, NASIL DA ÖLÇÜP BİÇTİ. YİNE KAHROLASI, NASIL DA ÖLÇÜP BİÇTİ, SONRA BAKTI, SONRA KAŞINI ÇATTI, SURATINI ASTI,SONRA SIRT ÇEVİRİP KİBİRLENDİ. -BU OLSA OLSA ESKİDEN KALMA BİR SİHİRDİR.  BU ANCAK BEŞER SÖZÜDÜR.- DEDİ. BEN ONU SAKARA SOKACAĞIM. SAKARIN NE OLDUĞUNU BİLİR MİSİN? O YAKMADIK BİR ŞEY BIRAKMAZ. AZABI TEKRARLAMAKTAN DA VAZGEÇMEZ.’  (müddesir)
     ……. Efendimiz, asla bir kahin değildi. Onun sözleri hak ve hakikatti. Aklın tasdik ettiği gerçeklerdi. Karışıklıktan, tahminden uzak, kesinlik ifade eden sözlerdi.
    O mecnun da değildi. Sadece yakınları  dostları değil, düşmanları da ona inanıyordu. Şair de değildi. Onun bahsettiği hakikatler, şiirden uzak idi. Müşriklerin bu iftira ve tertiplerinden sonra yüce rabb resulüne şöyle vahyetti: ‘O HALDE EY RESULÜM! SEN ÖĞÜT VERMEYE DEVAM ET, RABBİNİN SANA VERDİĞİ PEYGAMBERLİK NİMETİ İÇİN NE BİR KAHİNSİN, NE DE BİR MECNUN.’

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık