İsa DOGAN

Bu oyunu Oy’un ile boz!


İsa DOGAN
10 Mart 2014 Pazartesi 21:19
Yerel seçimler genel seçimlerden daha önemli hale geldi. İktidar tüm saldırılara rağmen projelerini anlatmaya çalışırken muhalefet  maden bulmuş gibi meydanlarda ve ekranlarda yolsuzluk üzerinden propaganda yapmaya yapıyor.
Ama bunca iddiaya ve saldırıya rağmen Erdoğan’ı sallayamadılar. Tam aksine  saldırıları  geri tepti.
Şöyle düşünüyordurlar mutlaka: Bunca iddiaya rağmen neden bizden başka inanan yok?
Önce şunu söyleyeyim: hırsızın şahitliğine güven olmaz.
Türkiye, şu kısacık 11 yılda neler yaşadı neler. Ufkumuz değişti, başımız dikleşti, refahımız artı, standartlarımız değişti.
Gözerimizin önünde hızla yükselen bir ülkeyi gördük ve görüyoruz.
Tarihi canlı canlı yaşadık!
Şimdi siz bunca olan şeyi görmeyip, aksine eskiyi övüyorsanız siyaset gözünüz körelmiş demektir.
Eskiyi överek siyaset yaparsanız asla itibar göremezsiniz.
Çünkü bu millet eskinin üstüne beton dökmüş  ve de hala  dökmeye de devam ediyorken sizin betonun altındaki harabeleri istemenizin doğru bir yanı yoktur.
Yerel seçimlere doğru gidiyoruz, daha muhalefetin ağzından bir proje duyamadık.
Yine derslerine çalışmamışlar!
Yine ağaçtan armudun düşmesini bekliyorlar!
Ben şahsen sadece “yolsuzluk olmasın “ diye birine oy vermem!
Seçmenin geneli de vermez!
Evet, yolsuzluk olmasın ama sadece yolsuzluk bekçiliği için de adam seçilmez!
Zaten kimse de “ ben yolsuzluk yapacağım” diye seçime girmez.
Sadece “ ben dürüstüm, bana oy verin” demek, ucuz siyaset tarzıdır ve kimseyi etkilemez.
Siz bunları bırakın da  ”projeleriniz ne “ onu söyleyin!
Bu seçimde  2009  yerel seçimlerinde  olduğu gibi gizli ittifaklar olacak.
MHP’nin güçlü olduğu yerlerde CHP’li seçmen oy verecek, CHP’nin güçlü olduğu yerlerde de MHP’liler oy verecek.
Örneğin: Antalya Amasya,Balıkesir,Burdur,Bilecik,Bolu,Çanakkale..gibi bir çok ilde bu şekilde karşılıklı ittifaklar göreceğiz.
İlk olarak sembolik değeri  yüksek olan İstanbul ve Ankara’yı AK Parti’den almak için bu gizli ittifakı görebiliriz.
MHP’li CHP’ye oy verir mi?
Eğer karşılığında bir kaç yerin partisine  kazandırılacağını bilirse elbette verebilir.
Hedef ise aslında bir yerlerde belediye kazanmaktan ziyade, Erdoğan’ın gücünü zayıflatmak.
AK Parti’nin oyları biraz geri düşerse, hemen akabinde yeni bir siyasi propaganda süreci başlayabilir.
Ancak Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı seçiminin  olması siyasi gerginliklere yeni bir çıkış kapısı görevi görecektir.
“Bir sözünüz var ise işte buyurun sandığa” denilecek.
------------
 
BUNLAR “SİSİ” HEVESLİ!
Ne yapsak da Erdoğan’ı  Mursi gibi o parmaklıkların arasına soksak!
Montajlı şantaj ile bu iş olmadı!
Ekonomik kaos çıkarsak, etnik ve kültürel karışıklık yaratsak, uluslararası destek ile biz bu işi başarabiliriz!
Onlar böyle düşünüyorlar!
Peki ya biz!
Biz ne düşünüyoruz?
Kendiniz ve aileniz için, çocuklarınızın, torunlarınızın geleceği için Türkiye’nin bu kritik virajı dönmesinde o’nun arkasında sağlam durmalıyız, o’nu yalnız bırakmamalıyız.
Bu tarihi ihanete  karşı tarihi bir duruş sergilemeliyiz.
Egemenlik kayıtsız şartsız -kasetçilerin değil-  milletindir. Biz seçeriz, biz düşürürüz.
Şantajla değil projeyle seçeriz!
-------
Dün  başörtüsünden dolayı okul  kapılarında bekleyen, devlet dairelerine giremeyen “ablalar” bugün özgürlüklerinin tadını  hükümeti devirmeye  çalışarak  çıkarıyorlar.
Abla dediğin böyle olur!
Talimat ABD’den gelmişse ona tartmadan biçmeden biat edilir!
Eğer ABD’den “O haindir, kâfirdir, düşmandır” denmişse öyle diye  iman edilir!
Bu ülkenin bir yerlere güdümlü zihniyetlerden selameti için kurtulması şarttır.
Bu ülkenin özgür ve fikir üretebilen, başkalarının fikirlerine esir olmayan gençlere ihtiyacı var.
Zihinlerini, fikirlerini  başkalarına teslim etmişlerden bu ülkeye fayda gelmez!
Varın siz gece yarıları beddua seansları düzenleyin, Filistinli, Somali’li.. çocukların duaları ona yeter!
Bu milletin sevdasına, derdine bu kadar uzak olursanız, kapı kapı dolaşmanızın da size bir faydası olmayacaktır.
Ben cemaat veya hizmet demeyeceğim. Benim tanımım “İslami Ergenekoncular”.
Yıllarca içimizde çöreklenmiş, pusuya yatmış, devletin damarlarına sızmışlar. En büyük silahları da “şantaj”.
Ergenekon’da bir yerlerden  silahlar fışkırıyordu, burada da bir yerlerden  montaj kasetler fışkırıyor. Amaçlar aynı, yöntemler farklı.
-------
 
KASET YUMURTLAYAN TAVUKLAR!
Şantajı ve montajı fabrikasyon üretim haline getirmişler. Bakıyorsunuz, her gün tavuk gibi kaset yumurtluyorlar.
Birileri her gün yeni bir yalan ve iftira üretiyor ama bunca ihanet çabasına ve  günaha rağmen onlara inananlar,  sadece dün onlara küfredenlerden ibaret.
Onlar da sevdiklerinden değil, “düşmanımın düşmanı benim dostumdur” prensibinden dolayı inanıyorlar.
Sırası gelince onlarda tekmeyi basarlar.
Akıllarınca Erdoğan’ı devirip  yerine kutla koyacaklardı.
Ama unuttukları bir şey vardı: Onların planı varsa milletin de Allahın da bir planı vardır.
17 Aralıkta cemaat kendi kendini yok etme düğmesine basmıştır. Her geçen gün itibar kaybına uğruyorlar.
Son darbeyi seçim sandığında yiyecekler.
Zaten bu nedenle seçimleri provoke etmeye, ablalarını kapı kapı dolaştırmaya başladılar.
Buradan AK Partili kardeşlerime şu uyarıda bulunmak istiyorum: Sandıklara sahip çıkın, oy sayımı yapılırken  görüntülü  olarak kayıt altına alınız. Çünkü bu hainlerin sandıklarla ilgili şeytansı planları var.
Günümüz teknolojik imkanları müsait. Her sandık tutanağı  görüntülü olarak kayıt altına alınabilir.
-------
 
Putin ABD’yi, “Dolar’ı vururuz “ ile tehdit etmiş!
Bu ne demek?
Bugün tüm dünyada Petrol ve Doğalgaz Dolar ile satılıyor. Doların  ayakta kalmasını sağlayan en önemli etkenlerden biri de  bu. Eğer Petrol ve Doğalgaz başka para birimleri ile satılırsa Dolar’a olan ihtiyaç azalır. Bu da ABD’nin sonu demektir.
Benzeri bir tehdidi zamanında Saddam Hüseyin ve Kaddafi yapmıştı. İkisinin de sonu hepinizin malumudur.
ABD’yi ve Wall Street’i ayakta tutan şey Dolar’ın gücüdür. Kim bu güce tehdit oluşturmuşsa bir şekilde ortadan kaldırılmıştır.
Dikkat edin, Ne zaman ABD krize girse petrol fiyatları yukarı çıkmıştır.
Neden?
Çünkü  ABD ekonomik krizlerini Dolar’a olan ihtiyacı artırarak finanse ediyor. Bu sayede karşılıksız  para basabiliyor.
Petrol’ün fiyatı arttıkça Dolar’a olan ihtiyaç da artıyor.
Kısacası ABD’nin emperyal gücünü finanse etmek için en büyük ihraç ürünü Dolar’dır.
Diğer bir gücü ise uluslararası sistemdir. Bugün küresel ekonominin sağlıklı işleyebilmesi için sistem ABD üzerine kurgulanmıştır. Mesela: 1980 sonrasında tüm ülkeler periyodik olarak yaşanan ekonomik krizlere karşın merkez bankalarında Döviz biriktirmeye başlamışlardır. Bu da  Dolara olan talebi artırmıştır.
Peki, merkez bankaları ellerindeki Dolarları  nerede tutuyorlar?
ABD’nin tahvillerinde.
Yani zar zor biriktirilen Dolarlar, doğdukları yere geri dönüyorlar. Hem Doların mevcut durumu hem de küresel ekonomik sistem sayesinde ABD’nin küresel operasyonları finanse edilebiliyor.
En zengin olan değil, sistemin sahibi olan güçlüdür!
Fazla bilgi göz çıkarmaz umarım.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık