Mehmet Ali KEMAL

Bizi Derinden Parçalayan Misyonerlik


Mehmet Ali KEMAL
25 Mart 2016 Cuma 16:56
Bugün siz değerli okuyucularımla, ülkemizi ve bütün Müslümanları derinden yaralayan bir konuyu, misyonerliği paylaşacağım. “Misyon” kelimesi sözlükte “görev, yetki, vekâlet, bir kimseye bir işi yapması için verilen görev ve bir kişiyi bir göreve göndermek” anlamlarına gelir. Buna göre “misyoner” de “görevli, yetkili kimse” demektir. Kelime Hıristiyanlıkla ilişkili olarak özel bir anlam kazandığından, misyon ve misyoner kelimelerini şöyle anlamamız gerekiyor: Hıristiyanlığı yayma gayesi ile kurulan kuruluşlara misyon, bu misyonda görev alanlara misyoner, Hıristiyanlığı yayma faaliyetinin her çeşidine de misyonerlik denir.
Misyonerlik, dar anlamıyla herhangi bir dini öğretiyi yabancı ülkelerde yaymakla yükümlü din görevlilerini tanımlamada kullanılır. Daha geniş anlamıyla ise başkalarını belirli bir öğretiye, özellikle dini bir öğretiye ikna etmeye çalışan, onları bu öğretiye çekme amacını üstlenen kişileri tanımlamada kullanılır.
Hristiyanlık tarihinin ilk misyoneri olan Pavlus gibi, pek çok din adamı misyonerlik faaliyetinde bulunmuştur. Misyoner deyimi özellikle 1660'lardan itibaren özel bir görev alan Hristiyan din adamı anlamında kullanılmıştır. Yine kilise tarafından "İncil’i vaaz eden kişi" anlamında kullanılmıştır. Hristiyan misyonerler Hristiyanlığın ilerleyen süreçlerinde sadece yabancı bir dilden olanı değil, kendi mezheplerinden olmayan insanları dahi kendi mezheplerine çekmek amacını gütmüşlerdir.
Misyoner faaliyetlerine bakıldığında özünün dini olduğu ve misyonerlerin de genelde din adamlarından oluştuğu görülür. Ancak, bu durum zamanla değişir ve özellikle son yüzyıllarda ruhban olmayan kişilerin de misyoner olarak görev yaptıkları gözlenir. Şöyle ki, din adamlarının yanı sıra çoğu zaman bir doktor, bir öğretmen, bir hemşire, bazen bir barış gönüllüsü, hatta araştırmacı görünümünde bilim adamı olarak görev yapan misyonerlere rastlamak mümkündür.
Misyonerlere göre amaca ulaşmak için her yol ve her meslek kullanılabilir. Kendilerini İncilin bir neferi, bir hizmetkârı olarak gören misyonerlerin ana gayesi yeryüzünde güçlü bir Hıristiyan topluluğu meydana getirmektir. Onların ifadesiyle ‘dinsiz’ dünyayı Hıristiyanlaştırmaktır. Bunun için bilmeyenlere İncili öğretmek, Hıristiyan olmayanları bu dine davet etmek veya kendi mezheplerine insan kazandırmak için çalışırlar.
Misyonerlerin amaçlarına ulaşmak için en çok kullandıkları araçlar arasında okullar önde gelmektedir. Onlara göre eğitim ve öğretim yoluyla öğrencileri Hıristiyanlaştırmak esas gayedir. Henry H.Jessup isimli misyoner bu konuyu şu sözleriyle açıklamaktadır: “Misyonerliğin başarısı için temel şart okullardır. Haddizatında bu da gaye olmayıp vasıtadır. Şu da bir hakikattir ki misyonerlerin yahut İncilin başka yollarla sokulmaya imkân bulamadığı birçok yerlere İncil okul vasıtası ile sokulabilmiştir”[4]. Katolik Cezvitlerine göre ise: “İlk misyoner okuldur”.
Okullardan başka misyonerlerin kullandıkları bir diğer araç matbaadır. Gittikleri bölgelerde kurdukları matbaalarda başta dini eserler olmak üzere çeşitli konularda pek çok dilde gerekli olan eserleri yayınlarlar. Maalesef ülkemizde de bu konuda çok değişik şekillerde çalışmalar yapılmaktadır. Rabbim bu çalışmaları yapanların zehirli oklarından ümmeti Muhammed’i korusun.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık