Mehmet Ali KEMAL

BİN DÜŞÜN BİR YAPMA


Mehmet Ali KEMAL
25 Mart 2016 Cuma 16:54
İnsanın, düşünce ve tasavvurları hep gelecek üzerine yoğunlaşmaktadır.
Geçmişteki olumlu ve olumsuz davranışları değerlendirmeden geleceğin planını yapmak mümkün olamaz. Bir yıllık zaman, insan ve toplum hayatı açısından son derece önemlidir. Geçmişin muhasebesini yapmadan geleceğin hareket tarzını belirlemek doğru olmaz. Bu nedenle fert ve toplumun zihninde oluşan “Yılbaşı” algısından bahsetmek istiyorum.
Günümüzde maksadını aşan uygulamalardan biri de yılbaşı gecelerinde yaşananlardır.
Yeni bir yılı idrak etmenin sevinç ve heyecanı da makul ölçüler içinde kabul edilebilir. Fakat aşırılığın da ötesine geçerek, iki yılı birbirine bağlayan bu zaman diliminde işlenen yanlışlara, hatalara ve yapılan lüks harcamalara anlam vermek mümkün değildir.
Aşırılıklar ve hurafelerle dolu bu tür kutlamalar Hıristiyanlarca dünya gündemine yerleştirilmiştir.
Her yıl 25 Aralık Hz. İsa (a.s.)’ın doğumunun yıl dönümü kabul edilerek bir hafta boyunca çeşitli etkinliklere yer verilmektedir. Katolik ve Ortodoks kiliseleri de bu olayı sahiplenmek suretiyle Hz. İsa (a.s.)’ın doğumunun hatırasına bu süre içinde gerçekleştirmektedir. Aynı hafta içinde Noel yortusu dolayısıyla çam ağaçları kesilip cadde, balkon ve evler süslendirilip ışıklandırılmaktadır. İlk defa Almanya’da 1605 yılında ortaya konulmuş, daha sonra da bütün Hristiyanlık âlemine sirayet eden “Noel Baba” efsanesi de yaygın bir biçimde işlenmiştir.
Noel Baba aslı ve mesnedi olmayan, ancak sözde iyiliği temsil eden ve bu gecelerde çocuklara oyuncak, şeker vb. hediyeler dağıtan, genellikle karla örtülü, kırmızı başlıklı paltosu ve kocaman beyaz sakalı ile temsil edilen efsanevî bir kişidir.
Bu efsaneye yüklenen haksız bir güç, iyiliksever ve hoşgörü ile çocukların hatta yetişkinlerin dikkatleri ve inançları boş bir zemine çekilmektedir. Fakat aynı olaya İslamiyet ve Müslümanlar açısından yaklaştığımızda da; bazı hatırlatmalar ve düzeltmeler yapmak zorundayız:
Daha önce de belirtildiği gibi bir yılı geride bırakıp yeni bir yılın eşiğine gelmiş olmanın sevincini
ve mutluluğunu kendi sınırları içinde kutlamanın sakıncası yoktur. İnsan sabah akşam karşılaştığı arkadaşına bile iyi sabahlar, iyi akşamlar diyerek veya selamlaşmak suretiyle tebrik ve iyi dileklerini dile getirmektedir. O halde takvim üzerinde değişen bir yıllık süreyi de karşılıklı iyi temenni, tebrik ve sevinçlerle kutlamakta niçin sakınca olsun?
Günümüzde bile Rumî, Hicrî ve Miladi olmak üzere üç takvim vardır. Dolayısıyla yılbaşı, milletlerin örf, adet, kültür ve kabul ettikleri takvime göre değişmektedir.
Nitekim kamerî aylara ve hicrî takvime göre yılbaşı Muharrem ayının ilk günüdür. Olayı bu şekilde ortaya koyduktan sonra normal hallerde örf, adet ve kanun gereğince, zararlarından ötürü yasaklanan bazı davranışlar yılbaşı perde edilerek geçici bir süre için meşru sayılmamalıdır. Alışılagelen yılbaşı gecelerinin etkisinde kalınarak hindi tüketimine, çam kesimine, Noel Baba efsanesine, içkiye, uyuşturucuya, lüks ve çılgınca eğlence önceden reklamlar yapılarak davetiye çıkarmak, örf ve adetlerimiz bir yana, millî birlik, beraberlik ve ülke menfaatine ters düşmektedir.
Bunlar en az yılda bir defa da tekrar edileceğine göre, varın yılbaşının olumlu ve olumsuz yönlerini siz düşünün.

Elbette soyut olarak ele alındığında Yılbaşı olarak kabul edilen zaman diliminin hatası yoktur. Asıl hatalı ve yanlış olanı, bu zaman diliminde yapılan yanlışlardır. Diğer zamanlarda hoş karşılanmayan,
hatta yasaklı olan bazı davranışları yapılmasıdır.

* Gerçek MEDYA Gazetesi 338. sayımızda yayınlanmıştır.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık