Kaya KILIÇ

Beklentim Farklı Ama Yine de Aykırı Bakıyorum


Kaya KILIÇ
7 Mart 2011 Pazartesi 18:12


Memleketin her yanından tanıdığı olan birisiyim. Bu nedenle de insanların ihtiyaçları farklı farklı oluyor. Kimisi iş derdinde, kimisi aş derdinde, kimisi aşk derdinde, kimisi bunları aşmış, hatta dünyayı bırakmış başka dertler içinde. Velhasıl herkesin bir derdi var. Derdi tasası olmayan da kendine bir dert üretiyor, onun halli için uğraşıyor.
Çocukça yaşantıları olanlar var içimizde. Bunlardan birisi de benim sanırım. Bu anlatacağım bende hiç olmadı diyenler olabilir, bu demek değildir ki ben çok farklıyım veya ben normal düşünmüyorum. Bazen merhamet diyorum, bazen yardım diyorum, bazense çocuksu bir davranış diyorum. Aklınıza gelir ya hani çocukken yaptığınız bir iyili veya bir çocuk muzurluğuyla kötülük, iç çekerek ah veya of dediğiniz öyle bir şey işte. Ya da şimdiki çocuklarda gördüğünüz de hatırladığınız haliniz/halimiz. 

Ağlayan birisine hiç dayanamam, bu yüzden bazen amma sulu gözlüsün diyen vardı çocukluğum da şimdi olduğu gibi. Hiç acıklı film seyredemezdim, oradaki yetimi hep kendi yerime koyar; sonra onu kurtaran kahraman olurdum rüyamda. Rüyalarımda olduğum kahramanlıklarımı arıyorum şimdi. Şimdi o masum rüyalarımı da göremiyorum, şimdi, neler alıp neler satıyorum dünyalık halimde ve hesaplar kitaplar arasında kalıyorum. Saf, temiz bir çocuk olmak mı güzeldi yoksa öğrendiğimiz bu çirkin dünya mı güzel anlamaya çalışıyorum. O yüzde de beklentilerim farklı, farklı oluyor.

Ben olmak istediğim nice işlerden vazgeçtiğimi görüyorum. Güzel sözlere yine kanmak istiyorum. Saf kalan halimi geri istiyor, çocukça düşünüp, çocukça anlamak ve çocukça ağlamak istiyorum. Çok kandırılmış görünsem de, ne of diyordum nede neden beni kandırıyorsunuz demiyorum. Ben, bana söylenen her şeye inanır mutlu olurdum. Birileri beyaz yalan demişler, kandırmışlar, aldatmışlar umurumda bile olmazdı. Çünkü benliğime bugünkü gibi; laf cambazlarının, ikiyüzlülerin ve bilumum üçkâğıtçıların, uğramadığını sanıyordum. Gördüğümün doğruluğunu anlayabilmem için, gözümü üç kere silip yeniden baktıktan sonra eminsem ve konuşulmasında yarar varsa konuşmam gerektiği anlatılıp duruldu. “Kötü söz sahibinindir” atasözü hep aklımda kalmış, ibret almayı hep insanca işlerden öğrendim. Herkes olmak kolay bir şey, ben onu (iyi ve güzel olan) olmaktan yana olmuşumdur. Kalabalıklar beni hiç etkilememiştir demiyorum. Bende etki altında kalmışım, kötülüğü anladığımda nasıl terk edeceğimi aklımla ve aldığım aile terbiyesiyle terk edebildim. Kolay değildir hem yetim olmak ve hem de bu çirkef şehirde kire, kötülüğe bulaşmamak. O yüzden saf olan çocukluğumu arıyorum. Herkes arıyordur demiyorum, çünkü bünyesi kirle yoğrulmuş olanlarımız var aramızda, birde çevre faktörü eklendi mi; pislik makinesi olup çıkıyoruz. Böyle hallerden bizleri, ailemizi ve sevdiklerimizi koruyan Rabbimize binlerce şükür edip, anlımızı secdelere kapatmak istiyoruz.
Evveli iyi olanın ahiri de iyi olur demiş atalarımız. En iyisi olmak için, çokça gayret göstermekle birlikte, iyi arkadaş, iyi çevre ve iyi aile ortamı gerekir. Bunlardan birisi eksik veya hiç olmazsa, yanlışlıkların başlangıcı, kötüleri de iyi görme hali başlıyor. Sonrası felaket olayların başına bakın, başlangıçlar aslında çok masum günahların bir araya gelmesi ile aşılması güç hale geliyor. Başında hayır diye çıktığınız yol, sonrasında sizin kontrolünüzün dışına çıktığında, hayır olmasını istediğiniz işi bile hiç olmaması temennisine dönüyor. Masumluğunu kaybeden bir iyilik, dönüp sahibini öldüren bir hayvanın durumuna düşüyor. İçinizdeki merhamet böyle, böyle kayboluyor ve sizi tanıyanlar; bu bizim falanca değil, bu böyle bir adam/kadın değildi diyor. Bir müddet sonra, beklentileriniz de değişiyor, sizde değişiyorsunuz. Dengeli/değerli insanların
olmasını istediğiniz bir yaşam ve hayat diliyor, sağlık ve esenlikle kalın diyorum.


Kilic_kaya29@mynet.com






YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık