İsa DOGAN

Batı, kapitalizm kanserine yakalandı!


İsa DOGAN
25 Temmuz 2013 Perşembe 13:04
Kapitalizm nedir?
Güzel bir örnekle açıklamak istiyorum:
Ahmet Efendi bir terzi
Mehmet Efendi ise bir ayakkabıcı
Ben de Manav
Ticaret kültürü dünyayı kasıp kavurmadan önce insanlar ihtiyaçlarını önce kendi kendilerine karşılamaya çalışırlardı bir kısmını da takas usulü giderirlerdi. Yani insanlar arası alış veriş sadece kullanım değeri üzerinden yapılırdı.
Ahmet Efendi’nin ayakkabıya ihtiyacı var
Mehmet Efendinin de 1 takım elbiseye
Her ikisi de bir çift ayakkabı karşılığında 1 takım elbise olarak anlaşıyorlar ve alış veriş bitiyor.
Buradaki insan ilişkilerinde her hangi bir rant ilişkisi yoktur.
Ticaret’in  öne çıkmasıyla  beraber bu ilişkinin şekli değişmeye başlıyor. Çünkü artık ilişkiyi belirleyen şey kullanım değeri değil artı değerdir. Artık takas değil para işlev görmeye başlıyor.
Para, başlangıçta ticareti kolaylaştırmak ve yaygınlaştırmak için çok büyük kolaylıklar sağladı. Artık iki kişi arasında mal takas edilmiyor para kullanılıyor.
“Mal almak için mal “ formülünden “Mal almak için para” formülüne geçiliyor.
Terzi , toptancısından para ile kumaş alıyor, takım elbise yapıp para ile satıyor.Kazandığı para ile de ayakkabı satın alıyor.Ayakkabıcı da ayakkabından kazandığı para ile Manavdan meyve alıyor....
İlişki şöyle: Mal – Para – Mal – Para-Mal: Yani kısaca M-P-M
Peki bu ilişkinin bugün geldiği en uç nokta ne?
Para –Para: Ticaretin bir aşamasından sonra mal almak için parayı kullananlar, mal üretip satmak yerine direk para satmaya başladır. Çünkü ticaretin en temek amacı “daha fazla para”dır. Bugün bankaların yaptıkları da işte bu’dur. Yani P –P’dir. Yani para ticaretin bir aracı olmaktan çıkıp amacı haline geldi.
Kapitalizmin bu kadar hastalıklı olmasının nedeni işi  para-para boyutuna getirmesidir. Amaç ihtiyaçları karşılamaktan çıkmış sadece servet biriktirmeye dönmüştür.
Kar etmek için ürün fazlalılığını yok etmeye, daha az üretmeye meyilli bir sistemdir kapitalizm.
Yani insanlar açlıktan da kırılsalar, eğer kar yoksa milyonlarca ton gıda çöpe atılabilir!
Bugün petrol fiyatlarının sizce gerçek değeri nedir?
2001 yılında petrolün varili 25 Dolar iken  bugün 110 Dolar civarındadır.
Şimdi söyler misiniz bana: 2001’den bugüne dünya ekonomisi 4 kat büyüdü mü?
Hayır!
Peki, neden  petrol fiyatlarında 4 kattan daha fazla bir artış var?
Çünkü fiyatlar spekülatif olarak tespit ediliyor.
Bugün dünden daha az petrol kaynağı yok!
Şunu unutmayın petrolden en fazla karı petrol zengini Arap ülkeleri değil ABD ediyor.
Çünkü petrol zengini Arap ülkeleri petrolden elde ettikleri parayı ABD’ye akıtıyorlar. Bu nedenle petrol fiyatlarının görürde ABD ekonomisine zararı olmasına rağmen aslında asıl nemalananı kendisidir.
Sırf daha fazla kar etmek için daha az petrol üretildiğini bilmeyeniniz yoktur herhalde. Bu anlayış yüzünden milyonlarca insan sefalet çekmektedir.
Ama sistem bu: Daha fazla kar etmek
----------------------------
Sürekli büyüyemezsiniz!
Bir bebek için birinci yaşından ikinci yaşına geçmek  toplam yaşına ve bir önceki yıla göre yüzde yüz büyüme demektir. Kırkbeş yaşındaki biri için ise 1 yıllık büyüme ömrünün geçmiş  yıllarına göre 1/45 oranında büyüme demektir.
İşte bu nedenle  karşılaştırma yapılırken oran hesabı yapılmalıdır.
Batı ekonomileri neden yerinde saymaya başladı?
Anlayacağınız şekilde bir örnekle izah etmeye çalışayım:
Bir yol inşaatı düşünün, yolu olmayan bir ülke için çok büyük katma değer sağlar:Ticareti,ulaşımı,seyahati.. vs kolaylaştırır.
Aynı yol inşaatını Almanya’da düşünün. O yolun Almanya’ya ne kadar katkısı olabilir ?
Yol eksiği olmayan, her şeyiyle tam bir gelişmişlik göstermiş bir ülkede o yol sadece yerel bazda minimum fayda sağlayabilir.
İki yol yapımı ve iki farklı sonuç!
Bugün Batı için durum aslına bakarsanız böyle: yaşlılığa merdiven dayamış yavaş yavaş ilerliyor.
Kapitalizm’in şövalyeleri için tehlike çanları çalıyor. Çünkü Kapitalizm kar, verimlilik ve büyüme olmadan yaşayamaz.
Batı’nın tükenmişliğine karşın Asya’nın açlığı yeni dünya düzeninin de belirleyicisi olacak.
Burada tarihsel bir  ekonomik döngüden bahsedebiliriz:19 yy’da İngiltere, 20 yy’da ABD ve bugün Çin. (Aradaki Almanya ve Japonya dönemlerini genelleme yaptığım için es geçiyorum)
Asya, Batı’ya devrettiği ticari gücünü tekrar geri alıyor. Dün Batı için avantaj teşkil eden kapitalist sistem bugün Batı için öldürücü darbe görevi görebilir.
Yalnız bu tarihsel döngü Çin için de geçerli olacaktır. Çünkü her gelişen ekonomi aynı sarmalın içine giriyor.
Kapitalizm’in bu kronik hastalıklı yanı uzun zamandır biliniyordu ama kimse kesin bir çözüm getiremedi.
Batı, kapitalizm kanserine yakalandı!
Çin’in bu hastalığı yenmek için büyük avantajları var. Bir kere Batı gibi tam liberal değil, devletçi yanı çok güçlü. Tüm bu antiliberal politikalara rağmen Batı’dan daha yüksek büyümeye devam ediyor. Demek ki  tam liberalleşme büyümek için tek yol değilmiş. Ama Çin’in halletmesi gereken bir sorunu daha var: Büyüyen ekonomin ürettiği tüketici orta sınıf.
Bu hastalığın başlangıç alametlerinden biridir bu: Tasarruflar azalıp tüketim artar. Artan tüketimi finanse etmek için tasarruf ithal edilir...
Çin ekonomisi yakın gelecekte büyüyen orta sınıfı nedeniyle ucuz iş gücü avantajını kaybedecek. Çin’de bugün dev alt yapı, üst yapı projeleriyle  adeta devrim yaşanıyor. Tüm alt yapı üst yapı çalışmaları bittiğinde iç talebini canlı tutmak için dış yatırımlara yönelecektir. Zaten bu yüzden Çin’nin doğrudan dış yatırımları her geçen yıl artmaya devam ediyor. Tıpkı Batı’nın yaptığı gibi.
 
Ama bu hastalık kaçınılmaz!
Büyümenin tepe noktasına ulaştıktan sonra yaşlılıktan dolayı vücut metabolizması yavaşlamaya başlar. Japonya ve İngiltere bu yaşlılığın sonuçlarını yalayan iki örnek ülke: Ne yapsalar da bir türlü eski canlı günlerini yaşayamıyorlar.
Batı ekonomilerin durması kısa dönem için bir üstünlük ise de aslında uzun vade için büyük bir sorundur. Çünkü ticaret iki kişi arasında yapılır, tek başına değil. Asya  Batı’ya can suyu vermek zorunda kalacaktır.
 
Dünya bugün karşılıklı bağımlılığın ne kadar da büyüdüğünün farkına yeni varıyor. Artık her ulusal ekonomi karar verirken uluslararası boyutta düşünmek durumundadır. Çünkü ipler birbirine karışmış durumda.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık