ARMAĞAN EDİLEN BİR HAYAT


18 Ekim 2012 Perşembe 19:33
(Gul inne salatiy ve nüsükiy ve mehyaye ve memati lillahi Rabbil alemiyn.)
De ki; Benim namazım, kurbanım (her türlü ibadetim) hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin Rabbi Allah’a armağan olsun (En’am 162).
 “İnsan bilmediğine muhtaç değildir; muhtaç olmadığından heyecan duymaz ve heyecan duymadığına talip olmaz” cümlesini okuduğum ilk güne dönüyorum…
… Kur’an’ı okuyorum ama bilmiyorum. Çünkü sadece dilimle tilavet ediyorum ve anlamadığım şeye muhtaç hissetmiyorum ve heyecan duyamıyorum, sadece o ahenkli bir terennüm ruhuma sükunet veriyor, anlamak gibi bir talebim yok bazen ağlıyorum öyle ki, Kur’an sahifelerine düşüyor damlacıklar, hangi ayete niçin belli değil! Belli ki ruhun açlığından o sessiz çığlıklar… ‘Anla beni!’ diyor o muhteşem belagat. ‘Geçme öyle, düşün aklını yor!’ diyor ama duyamıyorum. Ne zaman ki gönlüm okumaya başlıyor Kur’an’ı işte o zaman Rabbimden gelen mesajların derinliğinde kayboluyorum. Zorlanıyorum elbette çünkü kalp okuyunca zihin devreye giriyor, yoruluyor beyin. Anlamak eyleme geçirmek ilk anda ulaşılacak bir merhale değil. Şuna inanıyorum ki vazgeçmediğim için ruhumun benim adıma ısrarını kulaklarımla duyuyorum. ISRAR SABIR İSTERKEN, SABIRDA ZAMAN İSTİYOR. Ve zamanın ibresi öyle hızla dönüyor ki nihayet bir zamanlar geldiği ruhlar aleminin dayanılmaz refahlığında bedenimde ki cenderesinden çıkıyor ve bana En’am 162’yi gerçekten yaşatıyor.
… İntikam ve öfkemi yenerek kendimi cezalandırmaktan kurtarıyorum ilk planda. İstiyorum çalışıyorum ama negatif bir sonuca da  razı olabiliyorum. Ben merkezli yaşamaktan biz koalisyonuna geçiyorum. Tarafgirlikten şiddetle sakınıyorum. Başkalarının başarıları beni inanılmaz sevindiriyor. Haklarını koruyamayanları koruyan O Rabbin ADL ve HAKEM isimleriyle tanışıyor, ödül ve ceza günün tek sahibi Rabbimi, söz dağarcığımda en çok yer alan Fatiha’nın şifresinde buluyorum. Kötü huylu bir şahsiyetten nefretle nefsimi sevindirirken, kötülükten nefret etmekle vicdanımın sevineceğine inanıyorum. Kendini ‘sırtında yumurta küfesiyle yaşamak zorunda hissedenleri gördükçe LA YÜKELLİFULLAHU NEFSEN İLLA VÜSAHA ayeti yüreğimi yakıyor. Neden? Diyorum, insanlar, kendi imal ettikleri bu küfelerin ağırlaşması için ELİNDEN GELEN HER TÜRLÜ ZORLUĞA KATLANIYOR? Sırtındaki kamburuyla dünyayı ahrete tercih edebiliyor.
ALBENİSİ ÜZERİNDE ZEHİRLİ NİCE TATLI TERCİHLER…
Hayat; yolculuğumuz boyunca tercihin kavşaklarıyla karşılaştırıyor içimizdeki beni. Nefretle sevgi aynı kavşakta, güzergah farklı. Evrenin sultanından gelen mesajı kıraat ettiğimizde sadece sevgiyi okuruz. Nefreti tanımaz duygularımız. Sırat-ı müstakim üzere alırız yolumuzu işte o zaman o eşsiz Yaradanımıza sunarız HAYATI ÖLÜMÜ NAMAZI ORUCU KURBANI…Gözle görülemeyen elle tutulamayan müdahalelerle geçen bir hayatın rüzgarlarında savrulan tüm ibadetleri Rabbe bahşetmek O’na armağan etmek tarifi imkansız bir duygu. Tıpkı İbrahim A.S.ın hayatı gibi.
Tıpkı oğlunu kurban kesmeye götürdüğünü müjdeleyen şeytana hicretin geleni Hacer’in verdiği çok net tereddütsüz cevap gibi… Oğullarının hayatını ve ölümünü Yaradanın emriyle Yaradana armağan etmeleri bu ayeti yaşamak değil mi? Gökyüzünde kül rengi bulutlara takılsaydı Hacer, şeytana SANANE demezdi, O, yanık yüreğine yağmur damlaları taşıyan melekleri izliyordu. Ayette armağan edilen hayat işte bu bakış açısındaydı. Bu açıyı yakalamaktaydı hüner.
Arabamı yenilemekle evin dekorunu değiştirmekle, giyecek ve yiyecekle tüketim çılgınlığına erişmekle dahası haz ve hız çağına uyum sağlamakla, kılınan namazın, kesilen kurbanın, ayetteki manasıyla uyumuna düşünmeye başlamıştım.
“Takva sahiplerini Rahman’a, binekli cemaatler halinde haşredeceğimiz gün…” ayetiyle Meryem Suresini gönül dilimle kıraat etmiştim. Ve akabinde Resulün şöyle buyurduğunu okudum: “Kıyamet koptuktan sonra müminler kabirlerinden dirildikten Allahü Teala meleklerine:
- Ey meleklerim! Mümin kullarımın ayaklarını yere bastırmayın. Onları, kendileri için hazırlanan binitlerine bindirin. Çünkü onlar dünyada iken bineklerine binemyi adet haline getirmişlerdir. Onların ilk binitleri, babalarının sülbleri idi. Daha sonra annelerinin rahimleri oldu. Doğduklarında onların binitleri-süt emme müddetleri tamamlanıncaya kadar- yine anne kucağı idi. Bundan sonra onların binitleri babalarının omuzları oldu. Sonrasında karada atlara, katırlara; denizlerde gemilere bindiler. Öldükleri zaman ise kardeşlerinin omuzlarında taşındılar. Şimdi, kabirlerinden kalktıklarında da ayakları yere değmesin; çünkü onlar binitlere alışkındırlar, kendileri için hazırlanan binekleri getirin” buyurur.
“İşte müminlerin kıyamet günü binecekleri binitler, kurban bayramında kesecekleri hayvanlar karşılığında verilecektir.”
Kurban ibadetinin özü, Allah’a yaklaştıran maddi bir fedakarlık ve O’nun emrine bağlılıktır. Allahü Teala, Hac suresinde kurbandan bahsederken hayvanların insan için bir nimet olduğuna dikkati çeker. Kurban kesmenin İslam’ın bir simgesi olduğunu açıklar ve şöyle buyurur: “Kurbanın etleri ve kanları değil, sadece takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınınız) Allah katına ulaşır” okuduğumda kurbanın gayesini hamde şükre sabra paylaşmaya vesile olduğu için toplumsal hayata destek olduğunu öğrendim.
Ve tesbih ve tahmidi içine alan şu duanın özetini öğrendim;
“İbrahim A.S., İsmail A.S.ı emrolunduğu üzere kesmeye kalkışınca, Cebrail A.S. kurban getirmek üzere yola çıktı. Birinci kat semaya varınca, İbrahim A.S. acele ederek İsmail A.S.ı keser de yetişemem diye korktu ve şöyle buyurdu: “Allahü ekber, Allahü ekber.” İbrahim A.S. bunu duyunca kesmeyi bırakıp başını kaldırdığında, onun kurban getirdiğini anlayınca: “La ilahe illallahü vallahü ekber” dedi. İsmail A.S. da bunu duyunca: “Allahü ekber. Ve lillahi’l-hamd” dedi ve bu, kıyamete kadar böylece sünnet olarak kalmıştır.
Ve Rabbime bu kurban, kurbanımla beraber her ibadetimi de armağan edeceğimi söz vererek Ümmeti Muhammed adına ellerimi açtım; “Ya ilahel Alemin bizleri yardımına nail eyle. Efendimize senin ilminde bulunanlar sayısınca ve mülkün devam ettiği sürece salat ve selam eyle! Takdim edeceğimiz kurbanları yapacağımız duaları kılacağımız namazları kabul eyle. Kurbanlarımızı sırat üzerinde binit, kıyamet günü adil birer şahit eyle. Her türlü aşırılıktan azgınlık ve taşkınlıktan muhafaza eyle. Şirk ve küfürden dalaletten uzak eyle. Amin Amin Amin velhamdülillahi Rabbil alemiyn!”

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık