İsa DOGAN

ARAMIZDAKİ FRANSIZLAR!


İsa DOGAN
26 Aralık 2011 Pazartesi 14:27
Fransa'da "düşünce özgürlüğü"ne sıkılan kurşun, hem Fransa düşünce tarihine (siyasi tarihine değil!) hem de evrensel insan haklarına bir ihanet olarak değerlendirilmeli, eleştirilmelidir. Kimse kendi siyasi hesapları için "önce kendimize bakalım" tarzı basit eleştirilerle hesap yapmaya kalkmasın. Bu mantık, sömürülmüşlerin mantığıdır.
Bu mantık ezikliğin mantığıdır. Doğru, sen uygulamasan da doğrudur. Sen de eksik ya da fazla olması seni eleştirmekten alıkoymamalı! Ama maalesef kalitesiz, köşeden dönme köşe yazar ve düşünürlerimiz sığ fikirlerine piyasa yaratmak maksadıyla yine öz eleştiri furyasına başladılar. Öz eleştiri iyidir ama her zaman da değil. Zira öz eleştiriyi abarttığınızda kendinizden başkasını görmemeye başlarsınız. Tarihi bu kadar siyasal mecralara çeken nedenlerin başında demokrasinin eksiklikleri de yatmaktadır: Seçilme hesabıyla siyaset şahsileşiyor, genel siyasal menfaatler yerine oy kaygısıyla parmak hesabı ile seçim menfaatleri devreye giriyor. Özellikle de tarihinde sömürge döneminin en kara lekeleri bulunan Fransa'nın, 2.Dünya savaşı sırasında Vichy Fransa’sında Almanların en büyük destekçisi olan Fransızların bugün tarih dersi vermeye kalkması densizliktir.
Eğer dünya soykırım tarihiyle siyasal hesaplaşmaya giderse bundan en büyük zararı görecek olanlar, Afrika'da hala taze olan kan kokusuyla Fransa, İngiltere, İtalya gibi Avrupa ülkeleridir. Osmanlı İmparatorluğunda 20'nin üzerinde ulusu soykırım kültürü olan bir devlet yüzyıllarca yönetme başarısı gösteremezdi. Soykırım kültürü olan bir devlette yabancılardan devletin yüksek kademelerine ırk, din, dil gözetilmeksizin devlet adamları yerleştirilemezdi. Dünya tarihinin en uzun süreli Roma'dan sonra ikinci çokuluslu devletidir Osmanlı. İsmiyle görüldüğü gibi ırk üzerine değil hanedanlık üzerine kurgulanmış, büyük bir kubbenin altında birçok ırktan, dinden, dilden insanların hayatlarını dönemin şartlarına göre daha özgür ve refah içerisinde sürdürmüşlerdir. Kimse şunu sormuyor. Ne oldu da yüzyıllardır iç içe yaşayan bu milletler bu kadar dramatik sorunlar yaşamıştır? Rumlara, Yahudilere, Sırplara... İçerisinde bulunan diğer milletlere böylesi bir soykırım uygulanmamış da, Ermenilere mi uygulanmış? Dönemin siyasal anlayışı batılı güçler tarafından parçala, böl ve yönet üzerine inşa edilmişti. Parçalamak için de milliyetçilik dönemin en büyük silahıydı.
Ermeniler, Sırplara, Bulgarlara ve diğer sonradan bağımsız olan uluslara imrenerek, kışkırtılarak kardeşliğe, birlikteliğe ihanet ettiler. Bunun karşılığında soykırıma değil, tehcire uğramışlardır. Dönemin şartlarına göre de bu anlaşılabilir bir politikaydı. Belki de bu tehcir olmasaydı kurtuluş savaşının bedeli bizim için daha da ağır olabilirdi. Ben tarihçi değilim. Ama anlamaya çalışıyorum. Peki ya siz! Sizin için Paris’te bir kahvenin hatırı kaç yıl? Tarihi bilmeyen 50 tane demokrasi palyaçosunun oylama yapmasıyla koca bir medeniyeti, koca bir tarihi yargılamak kimsenin haddine değildir. "Önce kendine bak" diyenlere de, biraz da "dışarıya bakın" derim!! Aramızda Fransız’dan daha çok "Fransız" olduğu da bir gerçek!!
Sağlıcakla kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık