AMENTÜ BİLLAHİ VE MELAİKETİHİ VE KÜTÜBİHİ VE RUSULİHİ VEL YEVMİL AHİRİ…


18 Mayıs 2011 Çarşamba 23:19
 
 (BÖLÜM 3) Mahşer alanında bulunan şeylerden biri de havzdır. Resulullah şöyle buyurmuştur: “Havzımın mesafesi Eyle ile Yemen’in San’a şehirleri arası kadardır. Onun ibriklerinin (kaselerinin) sayısı gökteki yıldızların sayısı kadardır.” Başka bir hadiste de “Havza faratınız (yani suya ilk önce varan kimse) ben olacağım” diye buyurmuştur. Havzın niteliği ile ilgili özellikler şunlardır: Büyük bir havuzdur. Uğranılan güzel bir mekandır. Cennet içeceğinden Kevser nehrinden suyunu alır suyu sütten daha beyaz kardan daha soğuk baldan daha tatlı kokusu miskten daha güzeldir. O kadar geniştir ki, kenarlarından her biri bir aylık yürüme mesafesindedir. Ondan bir kere içen bir daha asla susamaz.
Bir diğeri ise Mizandır. Kulların hesaptan sonra iyisiyle kötüsüyle bütün amellerinin tartıldığı terazidir. Müminin mizanı ağır gelirse cennete girer; kafirin mizanı hafif gelirse cehenneme girer. Kari’a 11’de Allah: “O gün kimin, tartılan ameli ağır gelirse işte o hoşnut edici bir yaşayış içinde olur. Ameli hafif olana gelince işte onun anası (yeri yurdu) haviyedir. Nedir o haviye bilir misin? Kızgın ateş” buyurmuştur. Yine Enbiya 47’de : “Biz kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Yapılan iş bir hardal tanesi kadar dahi olsa onu adalet terazisine getiririz. Hesap gören olarak biz herkese yeteriz” buyrulmuştur. Mizanın iki kefesi vardır. Bu kefelerde ameller amel defterleri ve ameli işleyenlerle birlikte tartılır. Sünnette mizanı ağırlaştıran özel amellerden en önemlisi güzel ahlak olarak zikredilir. Resulullah Ebu’d-Derda (r.a.) rivayet olunan bir hadiste şöyle buyurur: “Mizana konulacaklar arasında güzel ahlaktan daha ağır hiçbir şey yoktur. Şüphesiz güzel ahlak sahibi bunun sayesinde (çokça) oruç tutan ve namaz kılan kimsenin mertebesine (bile) ulaşır.” Başka bir hadiste ise şöyle buyrulmuştur: “İki kelime vardır ki söylenmesi dile hafif ancak mizanda ağır, Rahmana sevimlidir. “SUBHANALLAHİ VE Bİ HAMDİHİ SUBHANALLAHİ’L-AZİM”
Sırat ise cehennem üzerinde uzatılmış kıldan ince kılıçtan daha keskin bir köprüdür. Hadiste: “Sırat cehennemin iki tarafı arasında kurulur. Ben ve ümmetim onu ilk geçen oluruz. O gün ancak peygamberler konuşur. Peygamberlerin o gün ki duası ‘Allah’ım kurtar kurtar!’ olacaktır” buyrulmuştur. Bir başka hadiste ise “Mümin göz açıp kapayıncaya kadar yıldırım gibi, rüzgar gibi, kuşlar gibi, asil atlar ve binek develeri gibi sırattan geçer. Onlardan kimisi esenliğe kavuşmuş ve kancaların yakalamasından kurtulmuş, kimi yara bere alarak serbest bırakılmış, kimi de bu kancalara yakalanarak cehenneme atılmış olacaktır” buyrulmuştur. Allah Meryem 71’de: “İçinizden cehenneme uğramayacak hiçbir kimse yoktur, bu Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür” buyururken müminler için ateşe uğramanın sırat üzerinden geçmek olduğunu belirtmiştir. Kafirlerin ateşe uğraması ise cehenneme girmeleri anlamındadır. Meryem 86’da: “Günahkarları (kafirleri) da susuz olarak cehenneme süreriz” buyrulurken açıkça belirtilmiştir.
Cennet ve cehennem haktır. Mahlukatın döneceği sonsuz yerdir. Cennet müminler için nimet yurdu, cehennem ise kafirler için azap yurdudur. Bakara 25’de: “İman edip iyi davranışlarda bulunanlara, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele” buyrulur. Al-i İmran 131’de ise: “Kafirler için hazırlanmış bulunan ateşten sakının!” buyrulur.  Resulullah’ın; “Cennet ehlini gördüm, onların çoğu fakirlerdendi. Cehennemi de gördüm, cehennemliklerin çoğu kadınlardı” buyurduğu zikredilmiştir. Cennet ve cehennem daima vardır. Allah’ın onları kalıcı kılmasıyla kalıcıdırlar. Ebediyen yok olmayacaktır. Tövbe 100’de: “Onlar orada ebedi kalacaklardır. İşte bu büyük kurtuluştur” buyrulur. Ahzab 65’de: “Şu muhakkak ki, Allah kafirlere lanet etmiş ve onlara çılgın bir ateş hazırlamıştır. (Onlar) orada ebedi olarak kalacaklar, (kendilerini koruyacak) ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklardır” buyrulur. Peygamberimiz ise şöyle buyurur: “Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girdiklerinde, ölüm (bir koç suretinde) getirilir. Ta ki cennetle cehennem arasında bir yere konur. Sonra da boğazlanır. Bir münadi ‘Ey cennet ehli size ölüm yoktur. Ey cehennem ehli size de ölüm yoktur’ diye seslenir. Bu nida cennet ehlinin sevinç, cehennem ehlinin ise üzüntüsüne üzüntü katar. Cennetin özellikleri ve içindeki nimetlerle ilgili çok sayıda ayet ve hadis vardır. Secde 17’de: “Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez” buyrulur. Nimetlerin en güzelinin Allah-u Teala’ya bakmak olduğunu ise Kıyamet 22-23’de: “Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır, Rablerine bakacaklardır (O’nu göreceklerdir)” buyrulurken bildirilir. Cehennemin hakikatini ise anlatan ayet ve hadislere de oldukça sık rastlanır. Tahrim 6’da: “Ey iman edenler! Kendinizi ve aileniz yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun” buyrulurken cehennemin dehşeti özet olarak anlatılmıştır.
Allah’ın lütfuyla, rahmetiyle bize cennet ve nimetlerinden vermesini, affıyla da cehennemden uzaklaştırmasını içtenlikle dileyelim! Allah bütün müminleri sadece sırattan geçerken ateşi görenlerden ama içine girmeyenlerden eylesin! (Amin) (Pratik Akaid Dersleri)
 

 

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık