AMENTÜ BİLLAHİ VE MELAİKETİHİ VE KÜTÜBİHİ VE RUSULİHİ VEL YEVMİL AHİRİ VE BİL KADERİ…


18 Mayıs 2011 Çarşamba 23:28
(BÖLÜM 1) Kader, Allah-u Teala’nın kâinattaki olayları ezeli ilmiyle daha önceden bilmesi ve hikmetinin gereğiyle her şeyi takdir etmesidir. Kadere imanın manası, Allah’ın gerçekleşmiş ve gerçekleşecek her şeyi bildiğine, bunu levhi mahfuzda yazdığına, O’nun her şeyi yaratıcısı, rabbi ve meliki olduğuna kesin bir şekilde inanmaktır. Yine kesin olarak şuna inanmaktır ki Allah hayrıyla ve şerriyle, tatlısıyla ve acısıyla kaderleri (ölçüleri) takdir eden sapıklığı, hidayeti, mutsuzluğu, mutluluğu yaratandır. Eceller ve rızıklar O’nun elindedir. Kamer 49’da: “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık” buyrulmuştur. Kaderin dört mertebesi vardır hepsine de inanmak gerekir.
Birincisi İlimdir; Allah’ın geneliyle ve bütün incelikleriyle, ezelen ve ebeden her şeyi kapsayıp kuşatan ilmine inanmaktır. Talak 12’de: “Allah’ın gerçekten her şeye kadir olduğunu ve muhakkak her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz diye” buyrulmuştur.
İkincisi Kitabet(yazmak)tir; Allah’ın kıyamet gününe kadar olacak her şeyi, takdirleri, hiç bir şeyi eksik bırakmadığını, levhi mahfuzda yazdığına inanmaktır. Hac 70’de: “Bilmez misin ki, Allah yerde ve gökte ne varsa bilir? Bu bir kitapta (levhi mahfuzda) mevcuttur. Bu (eşya ve olayların bilgisine sahip olmak) Allah için çok kolaydır” buyrulmuştur. Yine Yunus 61’de ise: “Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki apaçık kitapta (levhi mahfuzda) bulunmasın” buyrulmuştur.
Üçüncüsü İrade ve Meşiet(dileme)tir; Allah’ın kainatta meydana gelen bütün her şey hakkında geçerli olan dilemesine inanmaktır. Allah’ın olmasını istediği her şey hiç kuşkusuz muhakkak olur. Kasas 68’de: “Rabbin dilediğini yaratır ve seçer” buyrulur. Hud 118’de ise; “Eğer Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı” buyrulur.    
Dördüncüsü Yaratmaktır; Allah’ın her şeyin yaratıcısı olduğuna ve kainatta meydana gelen bütün her şeyi zatlarıyla nitelikleriyle ve hareketleriyle Allah-u Teala’nın yarattığı mahlukatı olduğuna inanmaktır. Allah’ın ilmiyle bildiği, kitabesiyle yazdığı ve meşietiyle olmasını dilediği şeyin takdir olunduğu ve yaratıldığı gerçeğine tam manasıyla inanmak gerekir. Sümer 62’de: “Allah her şeyin yaratıcısıdır ve O her şeye vekildir” buyrulur.
Şer’i delillerin ve vakıanın gösterdiği gibi kul dileme ve seçmeyi kabil olan istidada sahiptir. Tekfir 28’de: “İçinizden dosdoğru yolda gitmeyi dileyenler için…” ayeti şeriatın deliline Allah’ın bir buyruğudur. Vakıaya gelince, her insan kendinin isteme hakkı ve kudreti olduğunu bilir. Bu ikisiyle bir işi yapar veya terk eder. Yürümek, yemek yemek gibi kendi iradesiyle meydana gelen şeyler gibi kalbin atması gibi kendi iradesi dışında meydana gelen şeyleri birbirinden ayırır. Fakat kulun istem ve kudreti, Allah’ın meşiet ve kudretiyle olur. Allah’ın her şeyin üstündeki, kaderin üçüncü mertebesinde zikredilen irade ve meşietini kabul etmek, kulu getirip fiil işlemeye mecbur etmek anlamında, onun irade ve meşietini yok saymayı gerektirmediği gibi; kulun irade ve meşietini kabul etmekte insanı, bu kainatta Allah’ın dışında ve Allah’a rağmen irade ve meşietini kullanan biri olarak kabul etmeyi gerektirmez. Zira kul ancak Allah2ın bu kainatta olmasını dilediği şeyi isteyebilir. Tekvir 29’da: “Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz” buyrulmaktadır. (Pratik Akaid Dersleri)

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık