İsa DOGAN

ADALET GELENE DEK, TEK SEÇENEK ŞİDDETMİŞ!


İsa DOGAN
19 Mayıs 2012 Cumartesi 14:56
Yukarıdaki sözü bu hafta bir köşe yazarının ifadesinden alıntı yaptım. Bu düşünceyi savunan kişi son cümle olarak böyle bir cümle kurarak düşüncesinin doğruluğunu sağlamlaştırdığını düşüyor herhalde. Lakin nereden baktığınızla alakalıdır "Adalet".Tıpkı bugün olduğu gibi; Size göre adalet siyasi ve haksız yargılamalar yaparken, başkalarına göre de tam tersi adil olabiliyor. Aslında her alanda gelişen bu tarafgirlik hastalığı Türkiye’nin asırlık hastalığıdır. Herkesin adaletin kendi tarafında olmasını istemesi, değişen zamanlarda, değişen siyasal konjonktürlerde tarafları şüpheciliğe sürüklemiştir. Bir bütün değil de bölünmüş kitlesel taraflar olduğumuzdan yüzde yüz memnuniyet de mümkün değil maalesef. İnsanlık tarihinde yaşanılan her dönemde bir şekilde düzen kurulmaya sağlanmış. Bu yaşanılan döneme göre adaletli, günümüz düşüncesine göre de çağdışı olabilir. Adalet denen kavramın devleti değil de içinde yaşayan insanları koruması ise çok eski bir şey değil. Yani aslında adalet bireyi değil devleti koruyan bir olguydu: İnsanların bireysel hırslarına karşı düzeni kurmak amacını güdermiş. İnsanlar arası ilişkiler medenileştikçe adaletin korumacı kalkanı da genişlemek zorunda kalınmıştır. Bu gelişmenin en temel nedeni toplumun refah seviyesinin yükselmesidir. Düşünce dünyasının özgür olduğu bir toplumda birçok sorun geçmişte kalmış demektir. Sorunların az, düşünmeye zamanın çok olması toplumların gelişmesinde, adaletin devlet-birey arası dengesinde önemli rol oynarlar. İşin tarihsel kısmından ziyade bugünün nasıl görüldüğü daha önemli olduğundan konuyu bu noktada kısa kesmek istiyorum. Adalet: Fenerliye haksızlık yaparken, GS'yı şampiyon yapabilir mi? Adalet: Pireye kızıp yorganı yakana pireden dolayı anlayış göstermek midir? Adalet: Hırsızın hiç suçu yokmuşçasına kabahati Hocada(Nasrettin Hoca) bulmak mıdır? Fenerli de suçlu; depresyona girip ortalığı terörize ettiği için. GS'lı da suçlu FB'lileri provoke ettiği için. Pire suçlu yorganı berbat ettiği için Yorganı yakan suçlu pireye rağmen sabretmediği, direnmediği için. Hırsız suçlu eşeği çaldığı için. Hoca suçlu Eşşeğini iyi gözetlemediği için. Gördüğünüz gibi duruma göre her zaman bir suçlu ve masum vardır. Kabahati Polis'e yıkmak işin kolayına kaçmaktan başka bir şey değil.Hocanın suçu yok,hırsızın suçu yok ama tüm suç  Polis'in .Hükümet aleyhtarı bir çok yazar da bunu fırsat bilip, (sanki bu ülkede hiç olmayan,çok anormal ve de beklenmedik olan, sanki İsviçre,Almanya gibiymişiz..) spordan siyaset üretme heyecanına kapıldılar.Bunların yaptığı ucuz yazarlıktan başka bir şey değil.İnsan biraz kendini kenara çekip aklı selim olarak düşünmez mi! Herkesin eleştirisi var, ama çözümü söyleyen yok.Çünkü mesele çözüm değil mesele eleştiri bombasını atıp kenara çekilmektir. Sanki kendileri sütten çıkmış ak kaşıkmışlar gibi! Oysa daha düne kadar Polis'in hali ortadaydı. Bugün dünden daha iyi değil diyen kör olmalı bence. Dünkü Polis korkularınızı hatırlayın bir hele! Sistemi, teknolojiyi değiştirebilirsiniz ama toplulukları hemen değiştiremezsiniz. Dünden kalma hastalıklarımız hala devam ederken "doktor" olmayanların bu hastalıkları görmemelerini anlarım ama istismar etmelerini çok ucuz bulurum. Maalesef ucuz kalemler ülkemizde çok. Çocukçasına olayları irdelemeden, sorgulamadan, sağına soluna bakmadan düz mantık "kuşlar iki ayaklıdır, o halde bütün iki ayaklılar uçar" gibi yazılar yazıp, konuşabiliyorlar. Çünkü bu tipler düşünmekten çok konuşanlardır. Düşünmeyen anlayamaz! Yine insanı tartışacağımız yerde "polis"e takılıp kalıyoruz. Oysa Polis sizden, bizden, aramızdan, birilerinden oluşuyor. Bir Kümenin parçası sadece.1 Mayısta yüzlerini maskeleyip binaların camlarını dökenleri kaç kişi yazdı? Birbirlerini öldüresiye döven ve yaralayan futbol taraftarlarını kaç kişi konuştu? Bırakın her yeri yıksınlar, döksünler ama Polis karışmasın mı? Var mı böyle bir devlet? Polis de biziz taraftar da biziz! Suçlu da biziz!
----------------------------- 
Hazımsız bir topluluk muyuz diye sormak istiyorum! Bir yanda B.Dortmund-Bayern Münih maçını ve sonrasındaki şampiyonluk kutlamalarına bakıyorum bir yanda GS-FB maçının sonrasındaki olaylara. Birinde gülüp, oynayarak, alkışlanarak alınan bir kupa diğerinde gece yarısına kadar bekletilip polis çemberinde verilen bir kupa. Aralarındaki fark ne sizce? Birinde hayvani duygularından arınmış bir topluluk, diğerinde hayvansal güdüleriyle hareket eden bir topluluk var. Sırf tuttuğu takım şampiyon olamadı diye insan kamu mallarına bu kadar zarar verir mi, masum vatandaşları bu kadar korkutur mu?  Terör sadece güneydoğuda falan değil meğer tam içimizdeymiş!  Eğer bu hale gelecek kadar insancıl duygularımızı köreltebiliyorsak, yaratılan taraftar baskısının futbolu ne kadar kirletebileceğini anlamak mümkün olabilir.  Kirli futbolun nedenleri arasına bence bu hazmedilemez olan taraftar baskısını da eklemek lazım. Sağlıcakla Kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık