AB’nin ŞİFRELERİ!


19 Ocak 2012 Perşembe 15:16
Çeşitli yazı ve haberlerden anladığım kadarı ile ve de bilhassa ‘Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal’ın bu konudaki yazılarından etkilenmemek elimde değil. Bakın bu konudaki ilginç yorumlarından biri. “biz bilmiyoruz ama Batı bizi <Yapay Devlet>   statüsünde görmektedir. Meselâ (Sevr Antlaşmasını) biz tek taraflı kabul etmiyoruz. Oysa Sevr taraftarları bu antlaşmadan imzalarını çekmiş değildirler. Mahut antlaşma onlar için geçerli. Nitekim 6 Ekim’de açıklanan (Tavsiye Raporu’nda) ‘azınlık maddesi’ kelimesi kelimesine Sevr’den alınmıştır. Türkiye bir ikilem’le karşı karşıya: Ya AB’nin sömürgesi olacak ya da parçalanacak.
Uyutma Taktiği; İlerleme Raporu ışığında 17 Aralık’ta verilecek tarihin Türkiye açısından anlam nedir? 6 Ekim de yayınlanan Tavsiye Rapor’unda gerçekte şu tavsiye edildi 17 Aralık’ta toplanacak olan ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarına: <Biz Türkiye’ye kesin tarih vermedik. Sizlerde AB’yi bağlayacak kesin angajmanlara girmeyin.>  ucu açık ve en az 20 yıl sürdürülmesi gereken bir süreç için 17 Aralık’ta soyut ve muğlâk bir takım cümleler aracılığıyla Türkiye uyutulmaya devam edilecektir.>
AB ve ABD Ortadoğu ve İslâm Ülkelerini yeniden şekillendirme gayretlerinin, Türkiye’nin AB üyeliği ile bağlantısı var mı? Evet var. AB ve ABD’nin BOP’u var. Türkiye bu projede kullanılacak. Burada rol Türkiye’nin, fakat çıkarlar ise AB ve ABD’nin çıkarları doğrultusunda olacaktır. Şunu da unutmayalım ki ABD Lozan’ı kabul etmemiştir ve ona karşıdır.”
Bu günkü AB’nin mimarlarının tamamı ‘masonik’ örgütlerden yetişmiş kişiler olmaları bu teşkilata daha şüpheli bakmamız gerektiğini düşündürmektedir.
Sayın Aytunç Altındal bu gibi yorumları senelerdir yapmakta gün geçtikçe haklı olduğu ortaya çıkmaktadır. Yukarıya aldığım yazısı 2008 başlarında yayınlanmıştır. Bu yorumlara devam edecek olursak aynı zamanda da mantığımızı çalıştırırsak bazı gerçekleri görebiliriz. Devamla “  Türkiye, AB yolunda nereye gidiyor? Türkiye, AB Anayasasına –ne olduğunu bile okumadan – imza atmakla Milli Egemenlik haklarını AB ye devretmeyi kabul etmiş olmaktadır.  Bu yasa 2009 da yürürlüğe girmiş, eğer AB masonları izin verirlerse Türkiye 2014’te bir anıt mezar yaparak “cumhuriyetin” ruhuna okuyabilirler. Bunu söylemekle, tarihe not düşmek istiyorum, o kadar, demektedir  
Ve devamla; AB nin buna gücü yeter mi? dediğinizi duyar gibiyim. O vakit size yine Aytunç beyden alıntı yaparak devam edeyim.
“Sovyetlerin ve komünizmin çöküşünü bir düşünelim. Moskova da Komünist partisi yasaklandı. Sonra da Yugoslavya Batılı güçlerce –ve Vatikan – tarafından parçalanmıştır. Sonra Çekoslovakya, Batlık Cumhuriyetleri vs. şimdi de sırada Türkiye vardır. Bir gerçek daha var ki AB ve ABD ve de Vatikan bütün bunları bölerken ne gariptir ki KIBRIS’I da birleştirmeye çalışmaktadır. Burada bir tezat, bit yeniği yok mudur? 
Evet, Sayın Altındal pek çok şeyi –masonik- açıdan görebilir. Herkes de olduğu gibi görüş zaviyesi değişik olabilir ama yukarıda almış olduğum yorumlarında haklı taraflar yok mudur?
Bakın bir Vatikan uzmanı olarak AB için bunlar “Gnostik-Masonik Hıristiyan Birliğidir. Bu birliğin dini anlayışları bizim anladığımızdan farklıdır. Bunların inancı ne laiklik veya ataistlikten ziyade ‘Sekülerlik’ ve ‘Deizm’dir’ (Deizm= Dinlere inanmadan sadece yaratıcı bir gücü kabul etmek inancı) bu teori 17 yüzyıldan beri işlenmektedir. 
 
Aytunç Altındal: Tabii. Karl Marx'ın arkadaşı Frederich Engels diyor ki: “11. yüzyıla kadar Alman kabilelerinde Berlin'de bulunan Töton kavimler, düşmanlarının ruhunu ve gücünü alabilmek için hanibalizm (yamyamlık) uygularlardı. Ve oturup öldürdükleri düşmanlarını yerlerdi” diyor. Kominyonda ne yapılıyor? İsa'nın eti ve kanı yeniyor. Bu yamyamlıktır. Metaforik olarak kendi tanrılarını yiyorlar. Bunlar pagan özellikleri.
Hıristiyanlık sekülarize edilmiş Yahudi şeriatı üzerine kurulmuş bir külttür. Din değil. Kişiye tapmaya yönelik bir kült. Bu nedenle onun içinde mit olması gerekiyor. Hıristiyan ilahiyatı açısından dört tip İsa var: Birincisi Historical Jesus (tarihsel İsa) belgelerle ispatlanmış böyle bir şahıs yok. İkincisi Biblical Jesus (İncil'e göre İsa) ise sadece İncil'de anlatılan İsa'dır. Üçüncüsü Synoptic Jesus. İncil'de yer alan Matta, Matthaew, Marcus ve Luka'nın anlattıklarına göre bir İsa. John ve Paul yok. Onların anlattıkları bir İsa var. Dördüncü ise Mythologic Jesus. Dünyadaki bütün Hristiyanlar mitolojik İsa'ya inanıyorlar. Diğer üçü hiçbir şekilde ispatlanamıyor. Bir Hıristiyan'a İsa'yı anlat deseniz, o mitolojik İsa'yı anlatır.
Constantine'in güzel bir sözü vardır. İznik Konsili toplandığında “Ne istiyorsunuz? Aranızdaki kavga nedir” diyor. Onlar ise “İsa Tanrı'nın oğlu, onu kabul ettirmek istiyoruz” diye cevap veriyorlar. Bunun üzerine imparator “Bizim pantheonda 20 tane Tanrı var. Ben ‘Sol Invinctus' güneşin oğluyum. Bu adam da bir Tanrı'nın oğlu olacak ne olur ki?” diyor.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık