İsa DOGAN

“Yumuşak Güç” asıl güçtür!


İsa DOGAN
20 Mart 2013 Çarşamba 14:31
Terörist başının  kimler tarafından teslim edildiği hepimizin malumudur. Siz uluslararası bir söz verip sonra da “ben caydım” diyemezsiniz.
Siz idam cezasını kaldırdıktan sonra, “ben caydım yeniden idam gelsin ” de diyemezsiniz. Bu tür bir davranış sizin devlet olarak ciddiyetinizi sorunlu hale getirir.
Aslına bakarsanız, Terörist başını hangi iktidar gelirse gelsin- MHP de tek başına gelmiş olsaydı-  idam edemezdi.
Terörle mücadelede 30 yıl boyunca birçok yöntem denendi ve hiç bir netice alınamadı. Ama siz  öldürülen insanların  endeksine göre  istatistiklerle konuşursanız varacağınız bir sonuç elbette ki olamaz. İnsanlar ölmeye, dış güçler de bizim bu eksikliğimizden faydalanmaya devam  ederler.
Terör sorunun en zorlu ayağı Avrupa ayağıdır. Çünkü Avrupa ayağı sorunun devamından en az zarar görüp, en fazla rant sağlayan ayağıdır.
Bu sorunu çözen, tarihe altın harflerle geçecek!
Belki muhalefetin korkusu da “ya  çözülürse” olabilir mi?
Muhalefet partileri  sırf siyasi rantları için  barıştan korkuyor olabilirler mi?
Yani, daha çok gidilecek yol var!
Oku yaydan bırakmak için  yayı biraz daha gereceğiz ama  nihayetinde hedefe sağlam  varacağız.
Sürecin en önemli dayanak noktalarından birisi  de medyadır.Medya, geçmiş günahlarını belki bu sürece olumlu destek vererek affettirebilir.
 Çok kolaydır bazıları için rahat köşelerinden nutuk atmak!
Ama gelin görün ki yıllardır hep konuşurlar ve hiç bir katkı sunamazlar!
Bu ülkenin gerçek manada  analiz yapabilen mütefekkirlere   ihtiyacı var, boş  laf üretenlere değil!
Elbette sabırlarımız sonuna kadar zorlanacak!
Elbette sinir uçlarımıza dokunacaklar!
Ama bu sorunun çözümü, uzun vadede  hepimiz için hayırlı olacaktır. Büyümek için bu prangadan kurtulmamız şart.
Kamuoyu ne diyor?
Bugüne kadar  medyada  konuşulanlara, yazılanlara  ve çizilenlere  bakarsak, halkın hiç de öyle medyanın abarttığı gibi tepkisi yoktur.
Halk, geçmişte neler yapıldığının farkında ve artık sorunun çözülmesi taraftarı.
Çünkü halkın gözündeki perdeler birer birer kaldırıldı.
O çok korktukları şeylerin meğer ne kadar da basit ve insani olduğunu gördü halk.
Bu sorun bugün çözülmez ise artık bir daha da kolay kolay çözülemez!
Bu yüzden kürt vatandaşlarımızın da bu bilinçle hareket etmeleri, sürecin bulandırılmasına, dağdaki bir kaç baronun şahsi egolarına heba edilmesine göz yummamaları gerekiyor.
--------------------------
Zamana göre “ güç “değişir!
19 yy’ın öncesinde nüfus çoğunluğu önemli bir güç kaynağıydı. Kişi başına düşen düşman askeri hesabı yapılırdı.
Sanayi çağıyla beraber güç kavramı teknoloji ile bağlantılı olmaya başladı. Artık kişi başına düşen düşman hesabı yerine teknolojik üstünlükler karşılaştırılmaya başlanmıştı. Teknolojinin gelişme seyriyle beraber nitelikli nüfusa ve daha paralelinde birçok şeye  ihtiyaç duyuldu. Tüm bu ihtiyaçların paralelinde yeni kurumlar, oluşumlar, yasalar üretildi. Artık güç  “teknoloji”ydi.
Bugün ise güç “bilgi” oldu. Artık fabrikalarınızın çoğunluğu değil bilginin üretilme kapasitesi sizi güçlü yapıyor. Ama tüm bu sürecin bir bina gibi üst üste oluştuğunu düşünürsek, sanayi döneminin güçlü ülkeleri bilgi çağının da güçlüleridir.
Ama bugün dünden daha zor olan şey “hızlı değişim”dir. Bu nedenle gücü  muhafaza etmek geçmişe göre çok daha zor!
Bugünün güç denkleminde kaba kuvvet değil  toplumlar üzerindeki yaratılan algı önemlidir. Bu  yüzden asıl güç yumuşak güçtür.
Bakın bugün Türkiye’nin nüfuz alanı 10 yıl öncesine göre daha fazla!
Neden?
Kaba kuvvetimiz mi arttı?
Hayır!
Ama Türkiye’nin  ekonomik, siyasi, tarihi duruşu değişti.
------------
Avrupa’da taşıt kredisi veya ihtiyaç kredisinin  yıllık faizi %2,5 -%3 iken, bizde bu oran %19–20 civarında. Türkiye’deki en büyük şirketlerin arasında ilk sıralarda bankaların olmasının anlamı öyle basit ifadelerle anlatılamaz. Türkiye’de bankalar çok kazanıyorlar!
Yurtdışından ucuz krediler alıp halka ve üreticiye yüksek karla satıyorlar.Refah seviyesinin artırılması için bankaların da bu vizyona sahip olması gerekiyor.Oysa bankalar kredi kartları aidatı,dosya masrafları..vs gibi bir çok faaliyet dışı alandan halkın boynuna ip geçiriyorlar.
Evet, Türkiye’de bankacılık sistemi sağlam!
Ama bunun esas sebebi sadece  yapısal durumları değil, yüksek karlılıklarıdır.
Siyaset kurumunun artık bankalara da çeki düzen vermesi lazım. Ekonomi büyürken reel sektörün finans ve bankacılık sektöründen daha yavaş büyümesinin bu ülkenin halkının refahına bir şey katmaz!
Dosya masrafı nedir?
Hem vatandaşa para satacaksın hem de bu satış işlemi için “dosya masrafı” isteyeceksin. Siz bakkalınızda  alışveriş  yaptığınızda sizden “ayakbastı parası “ alıyorlar mı ?
Bu nasıl mantık?
Satış yapmak için “satış masrafları” istiyorlar!
Peynir  ekmek gibi kredi kartı dağıtıp, tüketiciyi borçlandırıp, ödeyemez duruma getirip, sonra da yüksek faizlerle  geri ödeme isteniyor.
Peki, siz değerli bankalar hangi ekonomik gerekçe ile müşterinize  kredi kartı veriyorsunuz?
Adamın aylık geliri 800 TL, Kredi kartı limiti 10 000 TL.
Susuza su verirsen içer, aç adama ekmek verirsen yer!
Rekabet kurumu asgari orandan bankalara cezayı kesti. Hiç doğru dürüst gıkı çıkan banka var mı?
Aslında hallerinden pek de memnunlar. Ucuz kurtulduklarına seviniyorlar.
Sağlıcakla kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık