İsa DOGAN

28 Şubat'ı Anlamak!


İsa DOGAN
17 Nisan 2012 Salı 15:43
Değerli Dostlar,  Türkiye bir değişim sürecinden geçmeye devam ediyor. On yıllarca süregelen düzenler, oluşumlar, binalar yerle bir oluyor. Bazılarımızın alışkanlıklarımızı anlamlandırdığı, duygularımıza şekil verdiği statik yapıların birer birer yıkılması elbette ki zor ve de hazmedilemez bir durum.  Kolay değil geçmişi bir kenara bırakmak. Kolay değil doğrularımızın aslında yalan olduğunu bilmek. Kolay değil kolaycılıktan zora doğru yürümek.  Askerin siyaseti ve sosyal hayatı vesayet altına alabilmesinin evrensel olarak tek parametresi vardır: Ekonomik gelişmişlik seviyesi. 
Ekonomik gelişme, demokrasinin tesis edilmesinde en önemli unsurdur. Aç ve yoksul insanlara "demokrasi" sadece kavramsal olarak bir anlam ifade eder. Sivil yapının gücünü ekonomik gücünden anlarız. Sovyetler Birliği dağılmadan önce devletler ekonomin ağırlık merkezinde yer alıyorlardı. Bu durum özellikle demokrasi kültürüne yeni sahip olan devletlerde sivil hayata müdahale etmeyi kolaylaştıran bir durumdu. Oysa 90'lardan sonra devlet ekonomiden çekilmeye, çekildikçe de karmaşık ve de çok ilişkili ekonomik yapılar meydana gelmeye başladı. Dolayısıyla 28 Şubat'ta olan şey aslında bu karmaşık yapıyı idare edemeyeceğini hisseden ve sadece farklı şekle bürünmüş askeri bir darbedir. Diğerlerinden mana olarak bir farkı yoktur. Sadece şeklen dönemine göre uyarlanmıştır. Diğerlerinden en önemli farkı; toplumun elit kesimiyle dirsek temaslı yapılmasıdır. Günümüzde sivil desteksiz askeri darbe yapılamaz. Bu nedenle "Postmodern Darbe" lafının öyle masum bir yanı yok. Birilerinin ısrarla hafife almalarını da darbenin köşesinde, ucunda yer almalarından dolayı kendi masumiyetlerinin izahı olarak görüyorum.  Bugün bazı gazete yazarları dönemin hükümeti üzerinden eleştirel yazılar yazarak Darbenin masum gerekçelerinin olduğunu ifade etmeye çalışılıyor. Tam anlamıyla zorlama yazılardır bunlar. Yazık! Bir de çıkıp demokrasi salatası yapacaksınız bu millete. Bu millet sizi anladı ama siz hala kendinizi göremiyorsunuz. Paris’te kahve içip medeniyetten bahsetmek ne kadar kolay değil mi! Demokrasilerde hükümetlerin indiriliş yolu tektir: SEÇİM. 
--------------------
Halkını anlamayan kendisini de anlatamaz! Herkesi kendisini sorgulamaya davet ediyorum. Önce kendimizden başlayarak çevremizdekileri anlamaya davet ediyorum. Modernlik nasıl göreceli bir kavramsa, ilericilik de öyle. Sizin bulunduğunuz noktada olamadığımdan sizin gibi bakamayabilirim. Ama siz de benim bulunduğum noktada olamadığınızdan benim gibi bakamıyorsunuz. O halde önce "Hoşgörü" sahibi olmak gerekmiyor mu?  Bir insan ortalama 11 yaşına kadar ailesinden, sonrasında da okul ve arkadaş çevresinden aldıklarıyla karakterini oluşturur. Dolayısıyla benim ailemi ve de çevremi göremeyen beni de göremez.  Siyasetin alt yapısında yer alan bizleri temsil eden siyasetin üst yapısındaki kurumlar ve de politikacılar bu açıyla bakmalılar halka. Halkı kendilerine değil kendilerini halka uydurmaları gerekir. Halkıyla yabacılaşan halkından uzaklaşır.  28 Şubat'ı yargılarken bu hoşgörü ile yargılamalıyız. Bu konuyu bir zihniyet meselesi yapmak çok tehlikeli ve de antidemokratik olacaktır.  Recep Tayyip Erdoğan'ı 28 Şubat'ın ürünü diye, mağdur oldu diye mi bu halk üst üste seçim zaferleri kazandırdı?  Ey muhalefet bu mantıkla, bu çözümlemeyle daha çok iktidar olursunuz siz! Bu kadar sığ muhakeme gücüyle hareket eden bir muhalefetten iktidar olmaz. Olamayacağını halkın gözlerine bakarak da anlarsınız.  Halkını anlamayan kendisini de anlatamaz!  Halk, iktidar alternatifi olacak bir siyasal oluşum görmedikçe Recep Tayyip Erdoğan olmasa da size güvenip iktidarı vermez. Neden mi? Dönüp bir bakarsanız arkanıza ne dediğimi anlarsınız. 
Sağlıcakla Kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık