Ana Sayfa Gündem Kudüs’ü ne zaman geri alırsak Dünyaya barış ve adalet o zaman gelir!

Kudüs’ü ne zaman geri alırsak Dünyaya barış ve adalet o zaman gelir!

İHH Başkanı Bülent Yıldırım Sultanbeyli’den seslendi; Kudüs kimin elindeyse dünyaya o hakim olur! İHH Başkanı Bülent Yıldırım ve Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, Aydos Okuma Kulübü’nün “Okur Yazar Buluşmaları” programına konuk oldu.

Giriş Tarihi: 16 Mayıs 2013 Perşembe 17:42
Kudüs’ü ne zaman geri alırsak Dünyaya barış ve adalet o zaman gelir!
Sultanbeyli Belediyesi’nin düzenlediği kültür programları çerçevesinde Aydos Okuma Kulübü’nün “Okur Yazar Buluşmaları” programının bu haftaki konukları İHH Başkanı Bülent Yıldırım ve Prof. Dr. Ahmet Ağırakça oldu. Kudüs üzerine bir söyleşinin yapıldığı ve Eğitim Bir Sen ve Sultanbeyli Belediyesinin birlikte organize ettiği programda etkileyici bir konuşma yapan İHH Başkanı Bülent Yıldırım, Sultanbeyli ve İstanbul halkından özel isteklerde bulundu.

 

Kudüs kimin elindeyse dünyaya o hakim olur!

Yıldırım, konuşmasında; “Küdüs fethedilmeli ve her genç, her yaşlı her kadın ve her çocuk şöyle demeli “Ben Kudüs’ü fethedeceğim” Allah’tan bunu istemeli. Dualarınızda bunu isteyin. Kalbinize, Allah benim duamı kabul edecek diye bir his geldiğinde bunun için dua edin. Çünkü Kudüs kimin elindeyse dünyaya o hakim olur. O zihniyet dünyaya yönetir. Siyonizm Kudüs’ü işgal etti ve Dünyada kan gözyaşı haksızlık ve zulüm var.

Eğer Kudüs’ü hatırlarsak, Müslümanlar olarak Kudüs’ü geri alırsak Dünyada adalet ve barış olur. Bu nedenle Kudüs demek, biraz Afganistan demektir. Kudüs biraz Çeçenistan’dır. Kudüs Patanidir. Kudüs Moro’dur. Kudüs Keşmir’dir. Kudüs Balkanlar’dır. Kudüs Afrika’dır. Kudüs zulüm altında inleyen herkesin kurtuluş formülüdür.

Bir Müslüman akıllı davranmak zorundadır. Müslüman, akıl sahibi, köle olmayan, köleliği reddeden, zincirleri atan ve hedefi on ikiden vuran insandır. İşte biz Müslümanız. Akıl sahibiyiz. Hedefimize doğru ilerleyeceğiz. Kudüs’ü alırsak bütün zulümler ortadan kalkacak diyebilmeliyiz. Bu nedenle Kudüs aşkı her yerde olmalı.

 

İsrail diye bir yer yok. Orası işgal edilmiş Filistin topraklarıdır!

Şimdi ben sizden kısaca bir yardım isteyeceğim. Gözlerime iyi bakın. Allah katından vebalden kurtulmak için söyleyeceğim bu söylediklerimi. Ve şahid ol ya Rab diyorum. Bizim size ihtiyacımız var diyorum. Şu önümüzdeki günlerde bizim size ihtiyacımız var.

Bu gün size bir şeyler anlatmak için değil, bu gün sizlerden bize yardımcı olmanızı istemek için konuşacağım diye karar verdim.

Mavi Marmara’dan sonra üç yıl geçti. Özür dilediler. Bu özür esasen bizim istediğimiz özür değil. İbranice metin başka, İngilizce metin başka. İbranice metin İsrail halkına, İngilizce metin bize.

İkincisi, abluka için söz verdiler yerine getirmediler ve daha da ağırlaştırdılar.

Üçüncüsü, tazminat can yakıcı tazminat olması lazım ve emsal teşkil etmesi lazım. Bundan kaçıyorlar.

Dördüncüsü, bunların hepsini de verseler biz halk olarak İsrail ile ilişkileri istemiyoruz. İsrail diye bir yer yok. Orası işgal edilmiş Filistin topraklarıdır. Biz böyle biliyoruz. Ama birileri tüccarlar, yaşam şekli iyi olanlar, bazı bürokratlar bir an önce bu ilişkileri kurmaya çalışıyorlar. Ne olursa olsun ilişkiler hemen kurulsun istiyorlar.

 

İsrail’in en sıkıştığı anları yaşıyoruz!

Bakın İsrail’in en sıkıştığı anları yaşıyoruz. Hiç kimse İsrail’i kurtarma hakkına sahip değildir. Şu davalar var ya özürden de önemli. Tazminattan da önemli, ablukadan da önemli.

Bütün hepsini davalarla o topraklara hapsedeceğiz ve ambargoya tabi tutacağız. Şu anda dava açılan askerler İsrail’in dışına çıkamıyor.

Onun için Türkiye’de bazıları söz vermiş, siz özür dileyin, biz davaları kaldırırız. Davaları kaldıramazsınız. Biz razı değiliz. Bunun üzerine şimdi İsrail askerleri kendi siyasilerini suçluyor ve diyorlar ki siyasiler bizi arkadan vurdu. Amerika da diyor ki bir an önce davaları kaldırın.

 

Bu dava İsrail’e atılan, Tel Aviv’e atılan bir atom bombasıdır!

İsrail içerisindeki lobi kuruluşları, bizim arkadaşlarımızın ifadesi aynen şu “Bu dava İsrail’e atılan, Tel Aviv’e atılan bir atom bombasıdır. Sakın davadan vazgeçmeyin. Çünkü bu bir emsal teşkil edecektir ve tüm İsrailliler yurt dışına çıkamayacaklar. Neden, çünkü İsrail kanunlarına göre tüm İsrailliler askerdir. O nedenle bizim ve Filistinlilerin açtığı her dava sebebiyle İsrail askerleri yakalanmamak için dışarı çıkmayacaklar. Bu nedenle şu anda herkes gözünü dikmiş davayı bekliyor.

Şimdi size nasıl ihtiyacımız var? Öğretmenlere öğrencileri için ihtiyacımız var. Diğerlerine ailesi ve çevresi için ihtiyacımız var. 20 Mayıs günü Çağlayan meydanında en az beş bin kişi olmamız lazım. Raid Salah’ı yalnız bırakmamız lazım.

Bu davalardan vazgeçmeyeceğimizi ve halkın da bizim yanımızda olduğunun kararlılığını gösterelim. Bu davadan nasıl vazgeçelim adamlar bizi öldürmüş. Hani birileri diyordu ki birleşmiş milletler karar versin. Verdi işte. BM insan hakları komisyonu yüzde yüz bizi haklı gördü.

Diğer bir konu arkadaşlar, şu anda herkes bekliyor ki Mavi Marmara ve İHH’nın etrafı zayıflasın. Tabir yerindeyse bizi çiği çiğ yemeyi düşünüyorlar. İsrail her gün anlık takip yapıyor. O nedenle hem İsrail’e mesaj ve hem Amerika’ya ve hem de Türkiye’dekilere mesaj vermek için gerek 20 Mayıs’ta Çağlayan’da, gerekse 1 Haziran’da Fatih’ten Şehitlere doğru 100 bin kişiyle yapacağımız yürüyüşte sizlerden katılım desteği bekliyoruz. O gün orada yer gök insan olması lazım. Bütün dünyaya bu mesajı verelim. Bizi yalnız bırakmayın. İhtiyacımız var.”

 

Yasal Uyarı: Yayınlanan haberin tüm hakları GERÇEK VİZYON GAZETESİ’ne aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz AYGAD’dan Mehmetçik’e “Kanımız Feda…!”

AYGAD’dan Mehmetçik’e “Kanımız Feda…!”

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık